Karakter boyutu :
İDDİANIZI İSPATLAMAYA VAR MISINIZ?

İDDİANIZI İSPATLAMAYA VAR MISINIZ?

Tarih 08 Ekim 2015, 17:25 Editör reşat tula

İDDİANIZI İSPATLAMAYA VAR MISINIZ?

İDDİANIZI İSPATLAMAYA VAR MISINIZ?

İman ile amel arasında sıkı bir ilişki vardır. Bunlar birbirlerinin ayrılmaz parçası gibidirler. İmanın kişinin bedeninde tecelli edebilmesi, varlığını gösterebilmesi amellere bağlıdır. Teşbihimi mazur görürseniz amelsiz insan, aküsü olmayan araç gibidir. Aracın hareketi keyfiyet bakımından küçük, kemiyet bakımından büyük ve etkili olan aküye bağlıdır. İşte aynen böyle, insanda imanın görülebilir, başkaları tarafından fark edilebilir olması amellerle mümkün bir olaydır. Olgun mümin, inandığını, tutum ve davranışlarıyla ispatlamalıdır.

İnandım diye bilmek için adına kelime-i tevhid denen ; ‘‘Lailahe İllallah Muhammed Resulullah’’ kelime-i mübarekesini dil ile ikrar, kalb ile tasdik edeceksiniz. Yetmedi, bu kelimenin mana ve ruhuna uygun davranışlarda bulunmak zorundasınız. Aksi takdirde bir iddiada bulunmuş olursunuz. Madem en büyük Allah’tır [Celle Celalühu] O’nun büyüklüğüne yakışır davranışlarla büyüklüğünü göstermelisiniz.

Bu günkü hukukta bir kavram var, nedir o? ‘‘Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir’’ Evet, Lailahe İllallah diyen kişi, bir iddiada bulunuyor. Öyle ise iddiamızı ispatla memuruz. Bunu sadece ellerimizi namazda göbeğimize bağlamakla değil, cami dışında komşulara eza ve eziyet veren hain ve zalim ellerimizi kendimize çekerek bağlamakla ispatlamış olacağız.

Oruç tutuyorum diyerek sadece midemizi yemeden içmeden alıkoymakla değil, arkadaşımızın duyduğunda hoşlanmayacağı bir şeyle onun arkasından konuşma olan gıybetten de uzak durmakla ispatlamış olacağız.

Sadece huzurlu olalım diye rabıta yaparken gözlerimizi camide yummayacağız.

Sokakta şehevî duygularımızı kabartan olaylar karşısında da otomatik göz pencerelerimizi kapatmakla ispatlamış olacağız.

Yedi ceddimizden intikal eden malları bana göre deyip bölüşme yerine Allah’ın [Celle Celalühu] metresi ile bölüşme yüceliğini göstermekle ispatlamış olacağız.

Unutmayalım ki ispatlanmayan, ispatlanamayan iddialar karşısında kişiliğimizi kaybetmek şöyle dursun Allah korusun müfteri durumuna düşmüş oluruz.

Üzülerek ifade edeyim ki günün Müslümanları olarak bizler, kelime-i tevhidin mana ve ruhaniyeti ile hareket etme yerine, sen 100 kere çektin, ben bin kere çektim diyerek âdete kelime-i tevhid aramızda yarış vasıtası oldu.

Kelime-i tevhid, sadece kendimize karşı olan ödevlerimizi düzenlemekle kalmayacak aynı zamanda Allah’la [Celle Celalühu] olan münasebetlerimizden tutun, insanlar arası münasebetlerimize kadar bütün davranışlarımızı düzenleyici olmalıdır.

Yüce Dinimiz İslam’ın insanlar arası ilişkileri düzenleme boyutu olan ahlak, imanın insana kazandırdığı en güzel melekedir. Zira insanı toplum huzurunu bozan, fitne ve anarşiye vesile olacak kötü tutum ve davranışlardan uzaklaştıracak olan iman ve ahlakıdır.

Toplumsal huzurumuza, sağlıklı aile yapımıza ve sosyal aktivitemize zarar veren içki, kumar, zina, başkalarının malına ve canına zarar verme, gıybet, küfür, dedikodu gibi fiiller dinimizce kötü görülmüş ve yasaklanmıştır. İnsanî, ailevî ve toplumsal ilişkilerin gelişimine sebep olacak olan sıla-i rahim, güçsüzleri korumak, çaresizlere çare olmak, adil olmak gibi filleri de güzel davranışlardan sayarak emretmiştir.

Kâinatın Efendisi Hazreti Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız” buyurarak, imanı toplumsal barışın temeli saymıştır. Burada konu olan hadis-i şerifimizde görüleceği üzere İbadetler, bir boyutuyla insanı Allah’a [Celle Celalühu] yaklaştırırken diğer boyutuyla da insanlarla ilişkilerimizi en güzel kıvama getirmeyi hedeflemektedir.

İşte insana bu duyguyu verip güzel olan amelleri yapmayı ve çirkin olan işlerden de uzak durmasını sağlayacak olan imanıdır. Yüce Mevla imanı sayesinde insana iyiyi kötüden, hakkı batıldan ayıracak öyle bir anlayış ve güç verir ki artık bu anlayış ve güç sayesinde asla yolunu şaşırmaz. Yüce Allah [Celle Celalühu] Enfâl suresi 29.ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır; “Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı takva sahibi olursanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.”

Son olarak Allah-u Teâlâ Ra’d suresi 29.ayet-i kerimede; “İnanan ve yararlı işler yapanlar için, hoş bir hayat ve dönülecek güzel bir yer vardır” buyurarak iman ve salih amel yapanları müjdelemiştir. Unutmayalım, hakiki mutluluk ve huzur, yalnız sağlam bir imana sahip olmak ve salih amel yapmakla elde edilir. Yeniden iddiamızı gözden geçirme temennisi ile…

Sözlerimi büyük ustanın sözleri ile bitiriyorum:

Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır,

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan’ın

Ne irfanın kalır tesiri kat’iyyen ne vicdanın.

Selam ve dua ile…


Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  29.09.2020
 

29.09.2020..

İzlenme: 3

   
  28.09.2020
 

28.09.2020..

İzlenme: 12

   
  26.09.2020
 

26.09.2020..

İzlenme: 15

   
  25.09.2020
 

25.09.2020..

İzlenme: 21

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar