Karakter boyutu :
KUR’AN ÖRNEKLİĞİNDE MODEL KADINLAR

KUR’AN ÖRNEKLİĞİNDE MODEL KADINLAR

Tarih 25 Kasım 2015, 15:21 Editör reşat tula

Kur’an- Kerim, bir hayat kitabıdır. Bütün insanlığa, hayat rehberi olarak gönderilmiş olan Aziz Kitabımız Kur’an-ı Kerim, can taşıyan kadın erkek herkese hitap eder. Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim vasıtası ile insanı muhatap almış ve mükellef tutmuştur.

KUR’AN ÖRNEKLİĞİNDE MODEL KADINLAR

Kur’an- Kerim, bir hayat kitabıdır. Bütün insanlığa, hayat rehberi olarak gönderilmiş olan Aziz Kitabımız Kur’an-ı Kerim, can taşıyan kadın erkek herkese hitap eder. Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim vasıtası ile insanı muhatap almış ve mükellef tutmuştur. Başöğretmenliğini Hazret-i Peygamberimizin yapmış olduğu Kur’an-ı Kerim, kadın erkek her iki cinsin problemlerinin çözümü noktasında temel ilkeler ortaya koyduğu gibi bu iki cinsi her iki dünyada mutlu kılacak olan temel prensipler de ortaya koymuştur.

İnsan olma bakımından olduğu gibi, Allah’a [Azze ve Celle] kul olma bakımından da kadın erkek arasında her hangi bir farklılık yoktur. Bu iki ana konuda kadın erkek eşittir. Kulluk denemesine tabi tutulan kadın erkek herkes, bir yarış içerisindedir. Dün önde olan bugün arkada, dün arkada olan bu gün önde olabiliyor. Bu kulluk yarışıdır. Bundan dolayı büyükler içerisinde bulunduğumuz zamanı değil, yarınları düşünür ve hep; ”Ahir ve akıbetimizin hayrına dua ediniz” diyerek bu duaya talip olmuşlardır. Tabirimi ma’zur görün beden de bir savaş var. Bu gün galip gelen yarın mağlup olabilir. Bunun tersi de olabilir.

İslam'ın ilk döneminden itibaren bu kutlu yarışta erkekler kadar kadınlarımız da yerlerini almışlardır. İnsanlık tarihinde elde edilen kahramanlıklar ve başarısızlıklarda erkekler kadar, kadınların da katkısı ve sorumluluğu vardır.

Burada Arap dil kurallarından mevzu edecek değilim. Ancak şurasının bilinmesi gerekir ki Arap dilinin inceliklerinden biri de umumi söylemleri genellikle eril olarak nitelendirilen (müzekker) zamirler üzerine kurmuştur. Diğer bir ifade ile söyleyeyim Arap dilinin dolaysıyla Kur’an-ı Kerimin bütün insanlığa yönelik genel çağrılarında hep eril kalıplar (müzekker) kullanılmıştır. Bundan erkeğin kadından daha üstün olduğunu anlamamalıyız. Bu ifade Arap dil kuralının gereğidir.

Mesela ayet-i kerimelerde geçen; "Ey iman edenler" kalıbı, erildir. (müzekker) Her ne kadar manası "Ey iman eden erkekler" olsa da bu anlam kadın cinsini de içerisine alır.

Hatta bu durum ve incelik Kur’an-ı Kerimin indiği dönemde bazı annelerimizin dikkatini çekmiş ve konu hakkında görüşmek üzere Efendimize gelerek;

"Ey Allah'ın Peygamberi! Yüce Allah'ın hicret konusunda kadınları andığını duymayacak mıyız?" diye sual sormalarına sebep olmuştur.

Bu olay üzerine Yüce Rabbimiz [Azze ve Celle] Al-i İmran suresi 195. ayet-i kerimeyi indirmiştir; "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır."

Ensar hanımlarından Ümmü Umare, yahut Esma bint Umeys Peygamberimize gelip; "Bakıyorum da her şey erkeklere, kadınların hiçbir konuda esameleri okunmuyor?" deyince

Yüce Mevla, Ahzap suresi 35.ayet-i kerimeyi indirmiştir.

“Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle

namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”

Nitekim Peygamberimizin eşlerinden Hazret-i Ümmü Seleme [Radıyallahu Anha], evinde bir gün saçlarını taratırken Hazret-i Peygamberimizin mescidden; "Ey İnsanlar" diye seslendiğini duymuş ve saçını taramakta olan kadına; "Bırak sonra tararsın" demişti. Kadın; "O erkekleri çağırıyor, kadınları değil" deyince de ona "biz insan değil miyiz?" diyerek Peygamberimizi dinlemeye çıkmıştır.

Kur’an-ı Kerimin mucizevî özelliklerinden birisi de hiç şüphesiz mesajı evrensel olsun, bütün yer ve zamanlara hitap etsin diye yer ve şahıs isimleri üzerinde çok fazla durmaz. Sınırlı sayıda peygamber ismi ve yeryüzü coğrafyasından birkaç yer ismi müstesna. Bu özelliği Kur’an-ı Kerimi çağlar ötesine taşımıştır. Hani Bediuzzaman Efendimize atfedilen güzel bir söz var; “Zaman İhtiyarladıkça Kur'an Gençleşiyor” diye. Tam da bu işte.

Bu bağlamda kadın ismi de Kur’an-ı Kerimde çok fazla geçmez. Bu Kur’an-ı Kerimin kadına değer vermediği, kadını değersizleştirdiği, kadını dışladığı anlamına gelmez. Böyle bir iddia her şeyden önce Rabbimize ve Kur’an-ı Kerime karşı bir küstahlık olur. Adına özel bir sure ile taltif eylediği ayrıca defaten Kur’an-ı Kerimde ismi zikredilen Hazret-i Meryem [Radıyallahu Anha] Validemizin zikri kadının şerefine yeterli olsa gerek.

Her ne kadar Kur’an-ı Kerimde kadının adı çok geçmese bile zımnen de olsa, tarihe geçmiş, yolumuzu aydınlatan, hayatları ile beşere örnek ve ibret tablosu olan mümin hanımlardan bahseder olduğunu görüyoruz.

Burada konumu aydınlatma sadedinde de olsa birkaç kadın kahramandan bahsetmeye çalışacağım İnşaallah.

HAZRET-İ HAVVA [RADIYALLAHU ANHA] :

Hazret-i Havva [Radıyallahu Anha ] Validemiz hakkında ilk olarak söylenenler; ilk yaratılan kadın/ilk eş/ilk anne.

İnancımıza göre Hazret-i Allah, [Azze ve Celle] Hazret-i Âdem [Aleyhissalatü vesselam] Efendimizden hemen sonra Hazret-i Havva [Radıyallahu Anha] Validemizi yarattı. İlahi nizam, hayatın kadın ve erkek beraberliğinde yaşanmasını iktiza ediyordu, öyle de oldu. Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva cennet hayatını birlikte yaşadılar. İlahî emre birlikte muhatap oldular. Yasak meyveden birlikte yediler. Birlikte atıldılar cennetten. Birlikte tövbeye sığındılar, birlikte affa mazhar oldular ve dünya hayatını birlikte yaşadılar. Her ikisi de insanlığın atası oldular. Aynı zamanda insan yetiştirme sanatının ilk ustaları oldular.

HAZRET-İ HACER [RADIYALLAHU ANHA] :

Tevekkül ehli/teslimiyetçi kadın.

Hazret-i İbrahim [Aleyhisselam] Efendimizin eşleri olan Hazret-i Hacer ve Hazret-i Sare Validelerimiz, salâvat dualarında andığımız Al-i İbrahim’den iki hanım efendidirler. Her ikisi peygamber eşi oldukları gibi ayni zamanda birer peygamber annesidirler de.

Bir makalede okumuştum. Dikkati şayan bir söz; “Kadından peygamber gelmemiştir, zira kadınların peygamber doğurmak ve peygamber yetiştirmek gibi büyük görevleri vardı.” Ne de doğru değil mi?

Hac ve umre ibadetlerinin temel rükünlerinden olan sa’y (Safa ve Merve tepeleri arasındaki yedi gidiş ve geliş) ibadeti Hazret-i Hacer Validemizden bize kalan pek çok ölümsüz hatıradan sadece biridir. Sa’y; kadın da olsa her insanın meşru zeminde koşturmasının, çalışıp çabalamasının gereğini vurgulayan bir eylemdir.Adını ibadette yaşatan kadındır Hazret-i Hacer [Radıyallahu Anha]

HAZRET-İ SARE [RADIYALLAHU ANHA] :

Meleklerin müjdesine nail olan kadın.

Melekler, Hazret-i İbrahim peygamberin yanına bir evlat müjdesi ile gelmişler, onların konuşmasını Hazret-i Sare Validemiz işitmiş ve hayretle gülmüştü. Onun melek misafirlerinin yanındaki bu duruşu ve gülüşü Kur’an-ı Kerime geçmiştir.

HAZRET-İ MERYEM [RADIYALLAHU ANHA]:

Kur’an-ı Kerime adını yazdıran kadın.

Kadın başına kirli toplumda tertemiz kalmasını bilen iffet abidesi. O, Yahudi din baronlarının kadını insan yerine koymadıkları, hayattan tecrit ettikleri, onu sadece şehvet aracı olarak gördükleri bir dönemde yaşadı. Yüce Allah,[Azze ve Celle] Onu dayısı Hazret-i Zekeriya’nın himayesinde mabede yerleştirdi. Bir erkekle beraber olmadan, Ona İsa’yı [Aleyhisselam] lütfetti. Böylece, kadını adam yerine koymayan dünün, bugünün ve yarının erkeklerine, erkek olmadan da kadın çocuk doğurabilir mesajını sundu.

HAZRET-İ ŞUAYB [ALEYHİSSELAM] ’IN HAY ABİDESİ KIZLARI:

Kasas suresi 23-25.ayet-i kerimelerde açıklandığı üzere Onlar peygamber kızlarıydılar. Onlar peygamber eşi olmaya namzettiler. Babaları ihtiyar, acuze olunca evin dışında bir takım işleri görmek zorunda olan iki kadın. Onların utanma duyguları, erkeklerin arasına karışmaktan onları alıkoyuyordu. Onların iffetleri yürüyüşlerine yansımıştı. Kırıtarak, cilveli yürümekten kaçınıyorlardı. Zira Kur’an-ı Kerim, ayaklarını yere vurmadan yürümeyi, ayak ziynet seslerini bile yabancı erkeklere duyurmayı yasaklamıştı.

FİRAVUN’UN EŞİ HAZRET-İ ASİYE [RADIYALLAHU ANHA]:

Firavun’a rağmen iman abidesi kadın.

O, inancı uğruna şahadeti göğüsleyip ölümsüzleştiren kadın. Kötü kocaların ve kötü çevre şartlarında mümince duruşun ibretli kadını. Kadın erkek herkese örnek şahsiyet. Firavun, onun bedenine hükmetti lakin gönlüne asla. İmanına müdahale edemedi.

SEBE KRALİÇESİ BELKIS:

Yetkili yönetici.

Hazret-i Süleyman [Aleyhisselam] döneminde Sebe ülkesinin başında bulunan, dirayetle ülkesini yöneten, istişaresiz hiçbir iş yapmayan, savaş konusunda son derece titiz olan donanımlı bir hanım.

HAZRET-İ YUSUF [ALEYHİSSELAM]’IN EFENDİSİ ZELİHA:

Entrikacı kadın.

O, nefsine uyarak önce Hazret-i Yusuf’u ayartmaya çalıştı, sonra ona iftira etmeye kalkıştı, onu zindanlarda çürüttü. Ama sonunda hatasını anladı, pişman oldu ve tövbe etti.

HAZRET-İ PEYGAMBERİN HANIMLARI VE KIZLARI:

Vakar, tesettür örneği, ahireti dünyaya tercih eden temiz anneler.

Kur’an-ı Kerimde peygamberimizin eş ve kızlarıyla ilgili ayetler vardır. Bu ayetlerde Peygamberimizin eşlerinin müminlerin anneleri olduğu belirtilir ve onlara hitaben pek çok yönlendirme yer alır. Bu şekilde Yüce Allah [Azze ve Celle] mesajını, onlara hitap ederek tüm mümin hanımlara seslenmiş ve mesajı onlar üzerinden vermiş oluyor. Tesettürü, vakarı, iffetli olmayı, dünyanın ahirete göre geçici oluşunu ve daha pek çok konuyu onlara hitap ederek herkese anlattı.

Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, "Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut'a vereyim ve sizi güzelce bırakayım."[Ahzab suresi/28]

"Eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır."[Ahzab suresi/29]

Ey Peygamber'in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah'a göre kolaydır.[Ahzab suresi/30]

İçinizden kim Allah'a ve Resulüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükâfatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır.[Ahzab suresi/31]

Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.[Ahzab suresi/32]

Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.[Ahzab suresi/33]

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.[Ahzab suresi/59]

Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[Tahrim suresi/1]

HAZRET-İ AİŞE [RADIYALLAHU ANHA]:

Müminlerin anası, çocuksuz, bilge kadın, sadık bir eş.

Çok arzu etmesine rağmen, Yüce Allah [Azze ve Celle] ona bir çocuk vermedi. Buna rağmen bütün ümmetin annesi sıfatına haiz oldu. Çocuğu olsaydı, çocuklarının annesi olacaktı, çocuğu olmadı milyarların annesi oldu. Çocuk denecek yaşından itibaren Hazret-i Peygambere ve vahye yakın oldu, keskin zekâsıyla bütün yönleriyle dini kaynağından öğrendi ve dinin kadınlara açılımında çok önemli görevler ifa etti. O gün onunla, münafıklar ve onların oyunlarına gelen bazı Müslümanlar uğraştı, ona iftira atacak noktaya geldiler, ama bu çabalar hep sonuçsuz kaldı. Yüce Allah, onunla ilgili sadece Nur suresindeki (11–26) ayet-i kerimelerle Onu aklayan ayet indirdi.

HAZRET-İ ZEYNEB BİNTİ CAHŞ [RADIYALLAHU ANHA]:

Cahilî adetleri yıkan kadın

Peygamberimizin halasının kızı idi. Önce peygamberin yönlendirmesiyle asil bir aile kızı olarak, bir zamanlar köle olan ilk Müslümanlardan ve peygamberimizin evlatlığı olan Hazret-i Zeyd [Radıyallahu Anh] ile evlendi. Bu şekilde, üstünlüğün etnik kökenden kaynaklanmadığını, Allah katında üstünlüğün ancak takva ile olduğunu gösterdi. Sonra, Hazret-i Zeyd [Radıyallahu Anh] Efendimizden boşandıktan sonra, peygamberimizle evlenerek, evlatlığın boşadığı hanımla evlenilmez şeklindeki cahiliye geleneğini yıktı. Cahilî adet ve gelenekleri yıkan anne olarak Kur’an-ı Kerime ve tarihe geçti.

“Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.”[Ahzab suresi/37]

“Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri kesinleşmiş bir hükümdür.” [Ahzab suresi/38]

MÜCADELECİ KADIN; HAVLE HATUN [RADIYALLAHU ANHA]:

Sesini Allah’a [Azze ve Celle] duyuran kadın.

İhtiyarlığında kocası Havle Hatuna zıhar yapmıştı. Zıhar, o dönemde kocanın karısını anasına benzeterek yaptığı bir tür boşama teşebbüsü idi. Uygulamadaki bir konu ile ilgili yeni bir hüküm gelmedikçe peygamberimiz o uygulamayı sürdürürdü. Kadın, kocasını peygambere şikâyet etti. Peygamberimiz yapacak bir şeyin olmadığını, kocasının onu boşadığını söyledi. Kadın, ısrarla böyle bir şeyin olamayacağını Efendimize söyleyip durdu. Bunun üzerine Mücadele suresinin ayetleri indi. "Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir." [Mücadele suresi/1]

Havle Hatun, geleneğe meydan okuyor, onu sorguluyor, inandığı ve tanıdığı dinin, akla ve maslahata aykırı olan bir geleneği onaylamayacağını biliyor ve Peygamberin geleneğe dayalı cevabıyla yetinmeyip kararlılıkla Yüce Allah'a dua etmeye devam ediyor.

Gönlünü yatıştıracak bir çözüm ve bilgiye ulaşıncaya dek, mücadele ve duayı sürdürüyor.

Yollarında olma duası ile…

Ramazan TOPCAN Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  18.09.2020
 

18.09.2020..

İzlenme: 7

   
  17.09.2020
 

17.09.2020..

İzlenme: 23

   
  16.09.2020
 

16.09.2020..

İzlenme: 23

   
  15.09.2020
 

15.09.2020..

İzlenme: 18

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar