Karakter boyutu :
HAZRET-İ CEBRAİL’İN İLK DERSİ; TEMİZLİK

HAZRET-İ CEBRAİL’İN İLK DERSİ; TEMİZLİK

Tarih 08 Ocak 2016, 17:54 Editör reşat tula

Dinimiz her şeyden önce temizliğe çok büyük önem vermiştir. Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]Efendimizin;“Temizlik imanın yarısıdır.

HAZRET-İ CEBRAİL’İN İLK DERSİ; TEMİZLİK

Dinimiz her şeyden önce temizliğe çok büyük önem vermiştir. Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]Efendimizin;“Temizlik imanın yarısıdır.”sözü bunun açık bir ifadesidir. Temizlik maddî ve manevî olmak üzere iki kısımda muteala edilir. Cenab-ı Hakkın ayet-i kerimelerde buyurduğu tövbe etmek suretiyle günahlardan arınmak manevi temizliğin en önemlisidir. Dinimizin temizliğe verdiği önemi kavrayabilmek için ilk inen ayet-i kerimelere şöyle bir bakmamız lazım. Özellikle Hazret-i Allah, [Azze ve Celle] Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizi insanları uyarmakla, tebliğle görevlendirdiği Müddesir suresinin ilk ayet-i kerimelerinde; “Ey örtüsüne bürünen Peygamber! Kalk ve insanları uyar. Ve elbiseni tertemiz tut.” Buyurmuştur. Bakın daha ilk inen ayet-i kerimelerde bir peygamberin kılık kıyafetinin nasıl olması gerektiği beyan ediliyor. Sizce bu, İslamın temizlik konusundaki hassasiyeti değil midir?

Bir Müslümanın elbisesi, eli, ayağı, evi, sokağı kirli olamaz, olmamalıdır da. Kirlilikle, din ve iman bir arada bulunmaz. Hazret-i Cebrail [Aleyhisselam], Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimize ilk kez geldiğinde Alak suresini okudu ve O’na okumayı emretti. Fakat Hazret-i Cebrail’in [Aleyhisselam] Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]Efendimize öğrettiği ilk amel; “abdest almak” olmuştur. Gün içerisinde kirlenebilecek azalarımızı nasıl yıkayacağımızı öğretmiştir. Daha sonra da manen kirliyken (cünüpken) nasıl temizleneceğimizi yani; “guslü” öğretmiştir.

İslam, öyle bir din ki bize ilk öğrettiği şey temizliktir. Abdestlerimizi nasıl alacağız, Allah’ın [Azze ve Celle] huzuruna nasıl çıkacağız bize bunu öğretiyor.

Kendisinde hem fiziken hem ahlâken zerre kadar leke bulunmayan bir Peygambere ümmetiz. Temizliği her şeyin temeli kılan bir dinimiz varken ne oldu da İslâm dünyasında İslâm’la bağdaşmayan tutum ve davranışlarla karşı karşıya kaldık? Elimize geçirdiğimiz çöpü kutusuna koyma yerine sağa sola atanlar bizler olmadık mı? Affedersiniz, ağzımızdaki balgamı çıkartıp insanların gelip geçtiği cadde ve sokaklara tükürmedik mi? Halılarımızı pencerelerden aşağı gelişi güzel silmedik mi? Evimizi, dükkânımızı temizleyip önümüze gelen kirleri sokaklara atmadık mı? En çok temiz olmamız gereken Hac ve Umre ibadetlerinin ifa edildiği Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere sokaklarını kirletmedik mi? Bu konuda ne kadar zafiyet içerisinde olduğumuzu o mübarek beldelere giden kardeşlerimiz görmedi mi? Burada esas problem dinimizin esaslarında değil, hâşâ. Bu esasları okuyup hayata tatbik noktasında Müslümanların gösterdikleri cehalettir, anlayışsızlıktır, vurdumduymaz tavrıdır. Bunu aşmamız lâzım. Dünyaya temizlik konusunda dersler vermiş bir milletin bu durumu bizi içten içe yaralamaktadır.

Peygamberimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]; soğan, sarımsak gibi kokulu şeyler tüketenin cemaat ortamına girmesine müsaade etmiyor. Bundan dolayı soğan, sarımsak yemenin haram olduğunu düşünen insanlar var. Buradan bunu çıkarmak yanlıştır. Oysa burada Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin, asıl vurgulamak istediği şey şudur; “Kişide yanındakileri rahatsız edecek bir koku varsa camiye gelmesi doğru değildir.” Bununla ilgili bir olay var. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevi’de namaz kılıyor. Cemaatte her kesimden insan var; pek çoğu çiftçi. Bir gün Efendimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], namazdayken okuduğu sureyi şaşırıyor. Selam verdikten sonra cemaate dönüp; “Benim şaşırmamın sebebi sizin temizliğinize dikkat etmemenizdir.” buyuruyor.

Çok ilginç bir misal bu değil mi?. Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]Efendimiz, temizlik nedir bilmeyen cahiliye toplumundan, büyük bir mücadele sonucu temiz bir nesil meydana getirdi. Dolayısıyla bizim de bu noktada sorumluluğumuzun farkına varmamız ve yılmadan bunları insanımıza öğretmeye çalışmamız lazım.

Evet, başkalarına örnek olmaktan vazgeçtim hele yaptıklarımıza bir bakın. Kişi evini temizliyor, evini temizlediği suyu merdivenden sokağa boşaltıyor. Esnaf sabah erkenden dükkânını temizliyor, pisliği caddeye atıyor. O caddede yüz dükkân olsa herkes pisliğini caddeye atarsa oluşacak kirliliği bir düşünün bakalım. Maalesef çevre temizliği konusunda duyarlı insanları çok nadir görüyoruz artık. Sadece kendimizi ilgilendiren boyutuyla düşünüyoruz, kardeşimizi, sokağımızı, ülkemizi hiç ama hiç düşünmüyoruz. Böyle olmaması gerektiği halde bencillik ediyoruz. Hadis-i şerifte; “Kendisi için istediğini kardeşi için istemeyen kişi gerçekten iman etmiş olmaz.” Buyrulduğu halde hangimiz böyle yaşayabiliyoruz? Müslümanın, kardeşini düşünme ufkuna ulaşması lazım. Her şeyden önce bu bir kul hakkı ihlalidir. Yoldan Mümine eza veren bir şeyi kaldırmayı sadaka sayan bir dinin mensubunun bu hali ne ile izah edilebilir ki? Bırakın yolun taşını, çöpünü kaldırmak şöyle yolları tıkar olduk. İçine düştüğümüz durum bu.

Konu detaylı bir konu. Ben, burada daha çok abdest, gusül ve çevrenin temiz tutulmasından bahsettim. Bunlar olması gereken şeyler tabii ki. En az çevre temizliği kadar ehemmiyet arz eden kalp temizliği, ruh temizliği, ahlâk temizliği var. Bunlar çok büyük gayretleri ve çalışmaları gerektiriyor. Sokağı, çarşıyı, şehri temizlemek biraz daha kolay; ama ruhları, ahlâkımızı İslamın istediği şekilde teksif etmek, temizlemek bambaşka bir olaydır.

Şuara suresi 88 ve 89. ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz ; "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!" "Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka." Buyurmaktadır.

Akla gelen ilk soru kalplerde ne var ki bu temizlenmeli?

Çok geniş bir kesimin kalbinde şirk, küfür vb. hastalıklar var ki onların temizlenmesi apayrı bir alan. Bazı kalplerde de hırs, kıskançlık, öfke, buğz gibi kalbi yoran olumsuz duygular var. Bunların hepsi tek tek kalplerden temizlenmesi gereken duygulardır. Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda peygamberlerin bir tezkiye görevinden bahsediliyor. Tezkiye; temizlemek, olgunlaştırmak, kemale erdirmek demektir. Peygamberler, insanları çirkin huylardan kurtarıyor, yerine güzel ahlâkı yerleştiriyor. Mesela; zekâtı bile vermeyecek derecede cimri insanlar var. Bu kötü huy kalbinden temizlenecek, yerine cömertlik duygusu yerleşecek. Tabii bu kendi kendine başarılacak bir iş değil. Burada peygamber devreye giriyor. Hayatımızdaki, ahlakımızdaki o kötü huyların sökülüp de yerine hep iyi huyların ikame edilmesi iç temizliği sağlıyor.

İşte gerçek temizlik bu.

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  26.09.2020
 

26.09.2020..

İzlenme: 4

   
  25.09.2020
 

25.09.2020..

İzlenme: 20

   
  24.09.2020
 

24.09.2020..

İzlenme: 15

   
  23.09.2020
 

23.09.2020..

İzlenme: 9

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar