Karakter boyutu :
EŞLER ARASI MUTLULUK İLKELERİ

EŞLER ARASI MUTLULUK İLKELERİ

Tarih 09 Ocak 2016, 18:03 Editör reşat tula

Evlerimiz, günlük stresimizi attığımız, günün yorgunluğunu giderdiğimiz, kısaca kendimizi rehabilite ettiğimiz mekânlardır.

EŞLER ARASI MUTLULUK İLKELERİ

Evlerimiz, günlük stresimizi attığımız, günün yorgunluğunu giderdiğimiz, kısaca kendimizi rehabilite ettiğimiz mekânlardır. Yüce Mevla, Nahl suresi 80. ayet-i kerimede; “Allah, evlerinizi sükûn yeri kıldı” buyurmak suretiyle evlerimizin, mutluluk karargâhı olduğunu ilan etmiştir.

“Mutluluk rehabilite merkezi” olarak tanımlanan evlerimizin bu kimliğini bozmak, evlerimizi yaşanmaz hale dönüştürmek eşler olarak hiç birimizin hakkı ve haddi olmasa gerek. Hazret-i Allah [Azze ve Celle], “Evleriniz huzur mekânıdır” diyecek, bizler de eşler olarak bu ilahî buyruğu bir tarafa atarak evlerimizi gürültü ve patırtıların hâkim olduğu, hanımın beyine, beyin hanımına saygı ve sevgisinin olmadığı, kadının bir telden, kocanın bir başka telden oynadığı evlerimizi yaşanmaz hale getireceğiz.

Bu hâl, Allah’a [Azze ve Celle] isyan etme değil de nedir? Bu ne hadsizliktir. Bu ne ferman tanımazlıktır. Evinin huzurunu bozmaya sebep olan eş, acaba ayağına kurşun sıktığının farkında mıdır?

Bir şairimizin şu dizeleri ne de güzel anlatmış aileyi;

Deh dedin mi yürüdü mü at Tut dedin mi tuttu mu evlat Eğer bir de güzel huyluysa avrat Ne işin var düğün evinde Düğün senin evinde Gir oyna çık oyna ***

Deh dedin mi yürümedi mi at Tut deyince tutmadı mı evlat Eğer bir de kötü huyluysa avrat Ne işin var ölü evinde Ölü senin evinde Gir ağla, çık ağla

Yüce Allah’ın [Azze ve Celle] “huzur yeri” olarak ilan ettiği evimizde mutlu olabilmenin olmazsa olmazlarından biri de, hiç şüphesiz eşlerin karşılıklı olarak bir takım kurallara birlikte uymalarıdır.

Bu kuralların başta geleni, eşlerin bir birlerine hitap tarzlarıdır. Bu son derece önemlidir. Aile yuvasında eşlerin birbirine seslenirken güzel hitaplar kullanmaları edep ve nezaketimizin bir yansımasıdır. Her ne kadar eşlerin birbirlerine ismen hitap etmelerinde bir mahzur olmasa da saygı, sevgi ve hürmet ifade eden sıfatlarla hitap etmeleri çok daha güzeldir. Zira bu tür hitaplar aradaki sevgiyi ve saygıyı arttırır, seviyeyi korur. Varsa kin ve nefreti izale eder. Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, Hazret-i Aişe-i Sıddıka validemize

ekseriyetle; “Ya Aişe” diye hitap ederdi. Burada sadece “Aişe” demeyip de başına “Ya” eklemesi, o günün Arap toplumunda bir saygı ifadesi idi. Bu örnek göstermiştir ki beyin hanımına, hanımın beyine hitaplarında saygı ve sevgi ifadeleri kullanmaları bir inceliğin ve nezaketin gereğidir. Mesela bir hanımın kocasına sadece ismiyle değil de “Ahmet bey” şeklinde hitap etmesi, yürüttüğü mesleğinden dolayı “Müftü bey, Vali bey” veya sadece “bey” demesi, kocasının da hanımına ismini söylemeden “hatun”, “hanım”, “hoca hanım” diye seslenmesi önerilen davranışlardandır.

Eşler, baş başa kaldıklarında aile içinde sevgi ağırlıklı kelimelerle konuşmalarında fayda vardır. “Tatlım”, “hayatım”, “bitanem” gibi.

Eşler, sözlerinde ve işlerinde doğru ve birbirine güven dolu olmalıdırlar.

Hatalar yüze vurulmamalıdır. Herkes için söz konusu olan bu husus, aile içerisinde de aynen tatbik edilmelidir. Belki aile içinde daha bir ehemmiyet kazanmaktadır. Aynı aileye mensup olmak, hep aynı ortamları paylaşmak; kırıcı olmayı değil, daha yakın, daha şefkatli ve daha yapıcı olmayı gerektirir. Bu da ilk etapta ifade ve konuşmalarla başlar. Öyleyse, aile içerisinde kullanılan kelimelere, konuşma tavrına dikkat edilmeli, insanın özünde olan hata yapma durumlarında ise anlayışlı olmalı ve kesinlikle hatalar yüze vurulmamalıdır.

Eşler, tutum ve davranışlarıyla aralarındaki saygı ve sevgi perdesini yırtarak, birbirlerinin yüzüne bakamayacakları veya zor bakacakları bir duruma düşmemelidirler. Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, insanların hatalarını yüzlerine vurmaz, hataya konu olan mesele hakkında “insanlar neden şöyle şöyle yapıyorlar” şeklinde umuma konuşarak, hata yapanın mahcup olmadan ders almasını sağlardı.

Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimize: “Ey Allah’ın Resulü! Bizden her biri üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?” diye sorulduğunda, verdiği cevap şu olmuştur: “Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, takbih [eşi rencide edecek her türlü söz] etmemen, evin içi hariç onu terk etmemen.”

Hadis-i şerifte, hakaret etme, sövme, ayıplama, beddua etme ve lanetleme gibi karşı tarafı üzecek her türlü söz, Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz tarafından yasaklanmıştır.

Eşler mümkün olduğu kadar tenkit ve eleştiri üslubundan uzak durmalıdırlar. Özellikle de tenkit ettikleri mesele dinin haram veya en azından mekruh gördüğü bir şey değilse, sırf kendi hayat anlayışlarına, kendi idraklerine ve kendi prensiplerine uymuyor diye hayat arkadaşlarına karşı kırıcı bir üslup kullanmaları oldukça yanlıştır. Bu durum, müslümana asla yakışmayan bir üsluptur.

İmkânlar dâhilinde hata ve kusurların affedilip bağış yolunun tercih edilmesi Efendimizin tavsiyeleri arasındadır.

Erkek, hanımına bir şeyden dolayı kızdığında, hemen onun iyi yönlerini hatırlamalı ve güzel sıfatlarıyla onun kusurunu örtmeye çalışmalıdır. Nisa suresi 19.ayet-i kerimede mealen Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor; “………Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.”

Efendimiz de bu konuda hakkında şöyle buyurur: “Bir mü’min, hanımındaki hoşlanmadığı bir huya karşı hoşnutsuzluğunu onu defterden silecek bir kin derecesine vardırmasın. Zira beğenmediği bir huyla karşılaşsa bile, nasıl olsa bir başka huyunu beğeniyordur”.

Aslında burada önemli bir prensibe dikkat çekiliyor. Bir insan ne kadar mükemmel olursa olsun, eksik ve kusurlardan hali olamaz. Bu açıdan önemli olan bardağa dolu tarafından bakabilmektir. Eşine kızan her insan, düşündüğünde onun birçok güzel huyunu bulabilir.

Bu açıdan evliliğin aynı zamanda büyük bir imtihan olduğu unutulmamalı ve hakkımızda hayırlı olanı bilemediğimizden problemler sabırla aşılmaya çalışılmalıdır.

Bu arada sinirler gerilip, münakaşanın ortaya çıkması muhtemel durumlarda karşı taraf hemen susmasını bilmeli ve ortamı germemelidir. Zira Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor, “Biriniz öfkelendiğinde sussun."

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  26.09.2020
 

26.09.2020..

İzlenme: 15

   
  25.09.2020
 

25.09.2020..

İzlenme: 20

   
  24.09.2020
 

24.09.2020..

İzlenme: 17

   
  23.09.2020
 

23.09.2020..

İzlenme: 12

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar