Karakter boyutu :
DEPREM KADAR, GÜNAHLARIMIZ DA BİZİ KORKUTMALIDIR

DEPREM KADAR, GÜNAHLARIMIZ DA BİZİ KORKUTMALIDIR

Tarih 13 Ocak 2016, 15:38 Editör reşat tula

Dinimizin; abdest, namaz, oruç, zekât gibi zahirî hükümleri olduğu gibi güzel ahlâk, merhamet, şefkat, fedakârlık, diğergamlık, ihlâs, samimiyet, kin ve nefretten arınmış bir gönül ve takva gibi batınî hükümleri de vardır.

DEPREM KADAR, GÜNAHLARIMIZ DA BİZİ KORKUTMALIDIR

Dinimizin; abdest, namaz, oruç, zekât gibi zahirî hükümleri olduğu gibi güzel ahlâk, merhamet, şefkat, fedakârlık, diğergamlık, ihlâs, samimiyet, kin ve nefretten arınmış bir gönül ve takva gibi batınî hükümleri de vardır.

Aynen böyle dinimizin içki, zina, kumar, faiz gibi zahirî haramları var bir de haset, gurur, kibir, riya, tembellik, miskinlik, suizan gibi batınî haramları da var.

Mümin kişi bunlara göre hayatını uyarlayacak olursa kemale kavuşur, cennetlere nail olur. Dünya ve ahiret hayatında mutlu olabilir. Bu saydıklarım aslında Mümin-i kâmil olmanın olmazsa olmazlarıdır.

En’am suresi 120. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.”

Selman-ı Farisî [Radıyallahu Anh] Efendimizin şu sözü işlenen günahlar karşısında takınmamız gereken tavır konusunda yol göstericidir. Buyurur ki; “Cenab-ı Hakk’a karşı gizli gizli günah işlediysen, gizli gizli itaat ve istiğfar et! Açıktan günah işlediysen, açık açık itaat ve istiğfar et ki birbirlerini silsinler.”

Hiç şüphe yok ki günahlar, Allah [Azze ve Celle]’den gafil kalındığı zaman işlenir. Haşr suresi 19.ayet-i kerimede Hazret-i Mevla’mız; “Allahʼı unutan ve bu yüzden Allahʼın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” Buyurmaktadır.

Hakikaten, hiç kimse besmele çekerek bir kardeşine bırakın zülüm etmeyi çelme bile takamaz. Kalbi; “Allah” diyen biri, bile bile kul hakkına giremez, haramlara bulaşamaz. Geçici dünya rahatı için ebedi karargâhı olan ahiretini yıkamaz.

Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, Buharî-i şerifte de yer alan şu hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:

“İyi biliniz ki ben sizden önce gidecek ve sizi bekleyeceğim! Dikkat ediniz; (yarın ahirette) sizinle buluşma yerimiz Kevser Havuzu’nun başıdır. Yarın benimle buluşmak isteyenler, elini ve dilini günahtan çeksin.”

Cennet ehlinin eli kadar dili ve gönlü de pak olmalıdır. Temizlikte elleri yıkamak yetmez. Dili ve gönlü de temizlemek ve temiz tutmak gerekir.

Okuyup öğrenmeye başladığımız günden itibaren biriktirdiğimiz bilgiler, bizi hak ile buluşturmalıdır. Hakikate erdirmelidir. Bize doğruyu göstermelidir. Bizi Rabbimiz ile iletişime geçirmelidir. Bizi güzel işler yapmaya sevk edemiyor, günahlarla yolumuzu ayıramıyorsa bilelim ki o öğrendiklerimiz yalnızca zihinlerimizde bir yüktür. İlim, o dur ki arayana buldurmalıdır.

İmam-i Gazali [Rahmetullahi Aleyh]’ ın şu sözü ne de anlamlı değil mi?

“Ey oğul! İlimsiz amel olamayacağı gibi, amelsiz ilim de bir cinnettir. Bilmiş ol ki; bugün seni günahlardan uzaklaştırmayan, ibadete yaklaştırmayan ilim, yarın da cehennem ateşinden uzaklaştırmayacaktır.”

Efendimizin [Aleyhisselam] meşhur bir ihsan hadis-i şerifleri var. Zaman ve mekândan münezzeh olan Allah Teâl⒠nın her zaman ve mekânda hazır ve nazır olduğu, dolayısıyla da bizi her an ve her yerde görüp gözetmekte olduğu şuurunda olma. Şimdi sorarım siz okuyucu kardeşlerime. Dünyanın bilmem neresinde beni Rabbim görüyor inancında olan bir kişi yetimi

atıp itebilir mi? Kimseler görmüyor diyerek başkasının malına el uzatabilir mi? Bankaları talan edebilir mi?

İhsan; bırakın gözler önünde yapamayacağımız kusurlardan, nefsimizin günahlarla baş başa kaldığı zaman ve mekânlarda da sakınabilecek bir irade ve dirayeti bize kazandıran bir eylemdir. Yeryüzünde huzur ve mutluluk adına herkesin gönlüne bir bekçi koyamayanlar, herkesin gönlüne Allah’ı [Azze ve Celle] koymalıdır.

İyiliği tavsiye edip kötülüklerden sakındırmak, Müminlerin en mühim vazifelerinden biridir. Zira toplumdaki günah ve ahlâksızlıklara karşı duygusuz ve bîgâne kalmak, manen helâk sebebidir.

Hazret-i Zeyneb bint-i Cahş [Radıyallahu Anha] şöyle buyuruyor;

Bir gün Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimize:

“Ey Allah’ın Resulü! İçimizde sâlihler bulunduğu halde biz helak edilir miyiz?” diye sordum.

Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz;

“Fısk ve fücur (günahlar) çoğaldığı vakit, evet!” buyurdular.

Hak Teâlâ’nın yolunda kulu en çok geri bırakan, günahların ağır yüküdür. Günah yükü ile mesafeler kat edilemez. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, Ashab-ı Kiram Efendilerimiz içersinde züht ve takvasıyla meşhur olan Hazret-i Ebu Zer el-Gıffarî [Radıyallahu Anh] Efendimize ve onun şahsında kıyamete kadar gelecek Ümmet-i Muhammed’e nasihatlerinde şöyle buyurmuştur:

“Ey Ebu Zer, Gemini yenile çünkü deniz derindir. Azığını tam al, çünkü yol uzundur. Yükünü hafif tut, çünkü geçit çok sarptır. Amelini ihlâslı yap, çünkü gözetleyici olan Cenabı Hak (kalpteki niyete) bakmaktadır.”

Hazret-i Bilal bin Sa‘d [rahmetullahi aleyh] buyurur:

“Günahın küçüklüğüne bakma. Fakat kime isyan ettiğine, kime karşı günah işlediğine bak.”

Küçük olsun büyük olsun Mümin, hiçbir günahı hafif görmemelidir. Zira gazab-ı ilahî, bazen büyük, bazen orta, bazen ise küçük bir günahta dolayı tecelli edebilir. Hasbelbeşer işlediğimiz günahlardan arınmalıyız. Tevbe ve istiğfar etmeliyiz.

İbadetleri terk eden veya kötü yola düşen bir kimsenin; “Ne yapayım, kaderim böyle imiş.” Deyip, rahmetten umutsuz olması Allah korusun bir yıkıntı sebebidir. Nefsanî ve şeytanî bir gaflet ifadesidir. Mümin olarak günahlarımızı gözümüzde büyütelim. Ancak rahmet-i ilahi ile mukayesede okyanusta bir nokta gibi kabul edelim. Günah yükünden kurtulmak için çareler ve vesileler arayalım.

Hazret-i Ebu Bekir [Radıyallahu Anh] şöyle buyurmuştur:

“Dört kimse Allah’ın sâlih kullarındandır:

1. Tevbe eden kişiyi gördüğü zaman sevinen,

2. Günahkârların affı için Rabbine yalvaran,

3. Din kardeşine gıyabında dua eden,

4. Kendinden muhtaç kişiye yardım ve hizmette bulunan.”

Çok kere karşı karşıya kaldığımız bir depremden, selden, fırtınadan korkuyoruz. Yüreklerimiz ürperiyor. Nutkumuz kesiliyor. Evet, bunlardan bir insan olarak korkmamız gayet tabiidir. Fakat esas bizi korkutacak olan günahlarımız olmalıdır.

Selam ve dua ile…

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  19.09.2020
 

19.09.2020..

İzlenme: 21

   
  18.09.2020
 

18.09.2020..

İzlenme: 27

   
  17.09.2020
 

17.09.2020..

İzlenme: 34

   
  16.09.2020
 

16.09.2020..

İzlenme: 29

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar