Karakter boyutu :
PEHLİVAN; ÖFKE ANINDA NEFSİNİ YENENDİR

PEHLİVAN; ÖFKE ANINDA NEFSİNİ YENENDİR

Tarih 10 Şubat 2016, 09:43 Editör reşat tula

Hazret-i Ebu Hüreyre [Radıyallahu Anh] Efendimizden rivayet edildiğine göre Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, şöyle buyurmuştur:

PEHLİVAN; ÖFKE ANINDA NEFSİNİ YENENDİR

Hazret-i Ebu Hüreyre [Radıyallahu Anh] Efendimizden rivayet edildiğine göre Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, şöyle buyurmuştur:

“Güçlü, güreşte gücünü gösteren değil, öfke anında nefsine (kendine) hâkim olandır."

Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, kendisinden tekrar tekrar öğüt isteyen birisine, her defasında, “öfkelenme” tavsiyesinde bulunmuştur.

Ayrıca yanında, birbirlerine hakaret ederek öfkeleri kabaran iki kişiye, “şeytandan Allah’a sığınarak öfkelerini yatıştırabileceklerini” söyleyerek, kontrol edilemeyen öfkenin şeytanın kontrolüne geçeceğini anlatmak istemiştir.

Eşref-i mahlûkat olarak dünyaya gelen insan, nefsinde gizlenen fısk u fücur ve ruhaniyetinde bulunan takva temayülleri ile baş başa bırakılmıştır. Bu bakımdan insan, nefsini tezkiye, kalbini tasfiye ve ahlâkı güzelleştirmek için çalışmak ve gayret göstermek zorunda olduğu gibi nefsini süflî sıfat ve temayüllerden temizlemek, ruhi sıfatları tekâmül ettirmek de zorundadır.

Allah Teâlâ, tarafından insana bahş edilen hislerden biri de öfkedir.

Öfke; engellenme, incinme, isteğin yerine getirilmemesi veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap olarak tarif edilir.

Öfke, insanda fıtri olarak yaratılan, ancak aklî ve dinî terbiye ile kontrol altına alınabilen bir duygudur.

Öfke, insan muhakemesini azaltan, kontrol gücünün zayıflatan bir durumdur. Böyle bir ruh hali içinde hareket edildiğinde bazen kalpler kırılmakta, yuvalar yıkılmakta, dostluklar bozulmakta hatta kanlar dökülmekte, nice hayatlar sönmektedir. Öfkelenmek, insanın olayları sağlıklı ve gerçekçi değerlendirmesine, doğru ve adil karar vermesine engel olan kötü ahlak özelliğidir. Böyle tehlikeli durumlardan korunmak için öfkeyi kontrol etmek gerekir.

Konumuza mevzu olan Hadis-i şerif, Al-i İmran suresi 134. ayet-i kerimede muttaki kulların özelliklerinden sayılan; “öfkeyi yenme” hususuna işaret etmekte ve gerçek gücün, duyguların kabardığı zamanda insanın kendisini kontrol edebilmesi olduğunu bildirmektedir. Cenab-ı Hak, takva sahiplerinin özelliklerini sayarken şöyle buyuruyor: “Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.” (Al-i İmran suresi/134)

Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, de bir hadislerinde, ayette yer alan “kezame” (engelledi, hapsetti) fiilini kullanarak, “Hiçbir kul, Allah katında, O’nun rızasını gözeterek öfkesini yutmasından daha faziletli bir lokma yutmuş değildir” buyurmuştur.

Hazret-i Ebu Derda [Radıyallahu Anh], Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimize; “Bana, beni cennete götürecek bir amel söyle dedim. O da bana; Öfkelenme dedi” buyurdu.

Kızgınlığı yenmek, öfkeyi yutmak yüce Rabbimizin razı olduğu güzel davranışlardandır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] : “Gereğini yerine getirmeye gücü yettiği halde, öfkesini yenen kimsenin kalbini, Allah Teâlâ emniyet ve imanla doldurur,” buyurmak suretiyle, bu güzel davranışın önemine dikkat çekmiştir.

Rivayete göre İmam Cafer Sadık [Radıyallahu Anh]’ın, hizmetini gören kölesi bir gün, içi çorba dolu bir kâseyi yanlışlıkla imamın üzerine devirdi. Üstü başı çorba olan İmam, öfke ile kölenin yüzüne bakınca,

Köle; “Efendim! Kur’an’da; “öfkelerini yenenler” övülüyor diyerek yukarıdaki ayeti okudu.

Bunun üzerine Cafer Sadık; “öfkemi yendim.” dedi.

Köle; tekrar Kur’an’da; “İnsanların kusurlarını bağışlayanlar” da övülüyor diyerek ayetin devamını okudu.

İmam Cafer; “Haydi bağışladım seni” dedi.

Köle; “Kur’an’da;“ Allah, iyilik eden kimseleri sever.” buyruluyor diyerek ayetin son kısmını da okuyunca

Cafer Sadık; “Haydi git, artık hürsün, seni Allah için azat ettim” dedi.

“Öfkeyle kalkan zararla oturur” diyen atalarımız da öfkenin ne büyük zararlara yol açtığı gerçeğini dile getirmişlerdir.

Günümüzde “öfke kontrolü” başlığı altında bilimsel çalışmalara da konu olan bu duygu patlamasının frenlenmesi konusunda uzmanların önerilerine kulak vermek son derece önemlidir.

Buna göre;

*Öfkeye yol açan durumları tespit ederek bunlardan kaçınmaya çalışmak,

*Öfkeye teslim olmama konusunda kendimize telkinde bulunmak,

*Karşıdakini dinleyip iletişim kanallarını açık tutmak,

*Yapıcı eleştirilerle problemleri tartışarak çözmeye çalışmak,

*Duyguları olumlu olarak ifade etme becerisi kazanmak bunlardan bazılarıdır.

*Kızgınlığı, bağırıp çağırarak, küfrederek ifade etme yerine, kızgınlığın sebebi makul ve haklı olsa bile, bunun her şeyin sonu olmadığını düşünmek,

*Aşırı öfke tezahürüyle her şeyin düzelmeyeceğini bilmek,

*Kişinin kendisine mantıklı telkinlerde bulunması,

*Her şeyin en olumsuzunu düşünüp, bir problem anında, örneğin, “Zaten sen her zaman böyle yaparsın” gibi kesin yargılarla karşımızdakini suçlamaktan kaçınarak, kendimizin de böyle bir durumla karşılaşabileceğimiz ihtimalini akla getirmek, öfke canavarını dizginleyebilecek başka bir tedbirdir.

Basit bir yol verme tartışmasının bile cinayetle sonuçlandığı bir ülkenin insanları olarak, şeytanın, öfke silahını kullanarak bizimle nasıl oyuncak gibi oynadığının farkına varmak zorundayız. Allah’ın bize verdiği akıl ve irade gücünün, aniden alevlenen duygularımıza esir olmasına engel olmalıyız.

Allah Resulü [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, öfke konusunda bizlere bir takım yol ve yöntemler göstermiştir. Gerçekte de birçok adlî vaka, bir anlık öfke patlamasıyla meydana gelir.

O'nun bildirdiğine göre;

*Öfkeli insan ayaktaysa oturmalı,

*Oturduğu yerde öfkesi geçmemişse yatmalı,

*Öfkelenen insanın abdest alması,

*Öfkelenen insanın İstiaze’de bulunması, “Euzubillahimineşeytanirracim” demesi,

*Bu konudaki başka bir tavsiyesi de öfkelenen insanın susmasıdır.

Öfke sonucu ortaya çıkan olumsuzlukların pek çoğunun kızgınlık nedeniyle söylenen kötü söz ve hakaretler olduğu düşünülürse, bu son tavsiyenin önemi daha iyi anlaşılır. Hâkimin öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermemesi gerektiğini bildiren Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, bu sözüyle öfkenin sağlıklı düşünmeyi engellediğini vurgulamak istemiştir.

Öfkesine hâkim olmanın meşhur bir örneği Hazret-i Ali [Radıyallahu Anh] Efendimize nispet edilen bir olaydır. Bir savaşta düşmanını alt eden Hazret-i Ali [Radıyallahu Anh] Efendimiz, tam öldüreceği sırada onun yüzüne tükürmesiyle geri çekilmiş, sebebini soran düşmanına da; “Seni Allah için öldürecektim. Yüzüme tükürünce nefsim ağır bastı ve seni kendi nefsim için öldürmek endişesiyle vazgeçtim” demiştir.

Toplumda meydana gelen pek çok üzücü olayın hâkim olunamayan öfke sonucu olduğuna hemen her gün şahit oluyoruz. Çeşitli sebeplerle başlayan aile içi tartışmaların doğurduğu öfkenin ne tür facialara yol açtığı, günlük rutin haberler arasındadır. Bilindiği gibi bu öfke, çoğu zaman, sadece eşlerle sınırlı kalmamakta, masum çocuklara kadar uzanarak onları da kurban olarak seçmektedir. Basit bir yol verme tartışmasının bile cinayetle sonuçlandığı bir ülkenin insanları olarak; şeytanın, öfke silahını kullanarak bizimle nasıl oyuncak gibi oynadığının farkına varmak zorundayız. Allah’ın bize verdiği akıl ve irade gücünün, aniden alevlenen duygularımıza esir olmasına engel olmalıyız.

İnsani bir duygu olan öfkenin, doğal yansımalarının ötesine geçtiğinde nasıl yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Bireylerden başlayarak, aile içinde, hatta toplumlar arasında şiddet ve çatışmaya dönüşen öfke selinin nelere mal olduğunu iyi hesap etmeliyiz. “Keskin sirke küpüne zarar” atasözünün anlattığı gibi kontrolsüz öfkenin herkesten çok kendimize zarar vereceğini unutmamalıyız.

En sakin insanları bile çileden çıkartacak olayların yaşandığı bu stres çağında, öfkemizde ma’zur görülecek kadar haklı olsak da Allah ve Resulü [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin emirlerini dikkate alarak nefsimizi dizginlemeyi başarmalıyız. Olumsuz sonuçlar doğurması muhtemel durumlarda sorumluları Allah’a [Azze ve Celle] havale edip nihai hesaplaşmayı ilahî adalete bırakmalıyız.

Selam ve dualarla…


Eğitim

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR ÇOCUK EĞİTİMİNDE YAPILAN HATA VE İHMALLERİN TELAFİSİ OLMADIĞI GİBİ FATURASI DA ÇOK AĞIR OLUR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR

Tüm Fotoğraflar    

  26.09.2020
 

26.09.2020..

İzlenme: 15

   
  25.09.2020
 

25.09.2020..

İzlenme: 20

   
  24.09.2020
 

24.09.2020..

İzlenme: 22

   
  23.09.2020
 

23.09.2020..

İzlenme: 17

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

Tüm videolar